image.jpg

Derginin Adı: Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
Cilt: 2019/1
Sayı: 23
Makale Başlık: Bağımsızlık Sonrası Kırgızistan’da Yaygın Din Eğitimi Faaliyetleri ve Camiler
Makale Alternatif Dilde Başlık: Common Religious Education Activities and Mosques in Kyrgyzstan after Independency
Makale Eklenme Tarihi: 7.7.2019
Okunma Sayısı: 0
Makale Özeti: Bilindiği gibi Kırgızistan halkı 70 senedir Sovyetler Birliği yönetimi altında yaşamıştır. Bu dönem zarfında, her türlü dini uygulamalardan mahrum bırakılmışlardır. Dini okulları ve camileri ya kapatılmış ya da başka amaçlarla kullanılmıştır. Kısacası, her çeşit dini özgürlük kısıtlanmış ve dini uygulamalar da sıkı bir şekilde yasaklanmıştır. Sovyetler dönemindeki amaç, ateist bir toplum yetiştirmekti. Bununla beraber, Kırgız halkı bağımsızlığını kazanıp, yeni bir ülke kurduklarında, din özgürlüğü bağlamında her türlü baskı kaldırılmış ve insanlar kendi camilerini ve okullarını açmaya başlamışlardır. Ülkede bağımsızlığın ilk yıllarında, 1991’de, sadece 39 cami varken, bu sayı 2018 yılı itibariyle yaklaşık 3,000’e yükselmiştir. Cami sayısındaki artışa ilave olarak, camiye giden insan sayısı da günden güne artmaktadır. İşte bu makale temel olarak, yasal açıdan ülkenin bağımsızlığını kazanmasından günümüze kadar geçen süreçte dini özgürlüğü, Din İşleri Devlet Komisyonu ile Kırgızistan Müslümanları Dini İdaresi’nin yasal durumunu, fonksiyonlarını ve görevlerini ve bir yaygın din eğitimi kurumu olarak camileri, camilerde yapılan hizmetleri, bu hizmetleri olumsuz yönde etkileyen faktörleri ele almaktadır. Özet: Kırgız Türkleri, Orta Asya’daki en kadim milletlerden birisidir. Kırgızların dini hayatı ve İslamlaşma süreci ile ilgili çeşitli kaynaklarda farklı görüş ve bilgiler yer alsa da, Kırgız kültürünü ve sosyal hayatını şekillendiren en önemli unsurlardan birisinin İslam olduğunda şüphe yoktur. Tarih boyunca farklı devletlerin hâkimiyeti altında, İslam eğitim ve öğretim faaliyetlerini devam ettirmişse de, Sovyet komünist rejiminde tüm din eğitimi faaliyetleri unutturulmaya çalışılmış ve din bir köşeye itilmiştir. Bununla beraber, 31 Ağustos 1991 tarihinde laik ve demokratik esaslara dayalı Kırgız Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla, Müslümanlar dinini yaşayabilecek, ibadetlerini yerine getirebilecek, dini ve manevi değerlerini öğretebilecek kurumlar açma konusunda büyük gayret ve çaba sarf etmişlerdir. Bağımsızlığın ilan edilmesinden sonra, ilk kabul edilen kanunlar arasında yer alan ve 16 Aralık 1991’de yürürlüğe giren, “İnanç Özgürlüğü ve Dini Kurumlar” kanunuyla birlikte, hem örgün eğitim kurumlarında, hem de yaygın din eğitimi kurumlarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bir taraftan İslam diniyle ilgili bilgiler bazı kültür dersleri içinde yer almaya başlarken, diğer taraftan Müslümanların her türlü dini ihtiyacını karşılamak amacıyla ülkede, 1993 yılında “Kırgızistan Müslümanları Dini İdaresi” (Muftiyat) kurulmuştur. 1996 yılında ise, “Din İşleri Devlet Komisyonu”nun kurulmasıyla, din-devlet ilişkilerinde yeni yasal düzenlemelere gidilmiş ve devletin din eğitimi ve öğretimine ilişkin politikası yeni bir boyut kazanmıştır. Elbette din eğitimiyle ilgili bu gelişmeler esnasında bir takım sorunlarla da karşılaşılmıştır. Yasal olarak her ne kadar bu sorunların bir kısmı çözülmüş olsa da, günümüzde hala mevcut pek çok sorun bulunmaktadır. Ülkenin bağımsızlığı kazanmasından bu yana, Kırgızistan’da din eğitiminin farklı alanlarını, din devlet ilişkilerini, dini kurum ve kuruluşları, ders kitapları ve programlarını ele alan pek çok makale, kitap, yüksek lisans ve doktora çalışmaları bulunmaktadır. Ancak bu çalışmaların büyük kısmı, din-devlet ilişkileri ve örgün din eğitimi alanına aittir. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu ilgilendiren cami ve cami görevlileriyle ilgili doğrudan hiçbir akademik çalışma tespit edilememiştir. Oysa meseleye din eğitimi açısından bakıldığında, örgün din eğitimi kadar, yaygın din eğitimi de son derece önemlidir. Zira yaygın din eğitiminin en önemli kurumlarından birisi olan camiler, ülkenin en ücra köşesine kadar yayılmış olup, her yaştan insana yıl boyunca hizmet vermektedir. Ülkede yaygın din eğitiminin etkisi giderek artmaktadır. Zira 1933 yılında ülkede yalnızca 33 cami bulunurken, bağımsızlık yılı olan 1991’de 39, 2018 yılı itibariyle bu sayı 2830’a yükselmiştir. Camilerde görev yapan din görevlileri konusuna gelince, bu konuda henüz sistemli bir yapıdan bahsetmek mümkün değildir. Ülkede imamlar genellikle medrese mezunu olduklarından mesleki bilgi düzeyleri oldukça düşüktür. Zira medreselere baktığımızda, bu eğitim kurumlarının gerekli mali kaynaklarının yeterli olmaması ve yüksek düzeyde eğitim verecek kapasitede bilgi ve beceriye sahip elemanlarının bulunmaması, çağdaş şartlara uygun olarak dini konuların öğretiminde adapte olamamaya ve eğitim düzeyinin kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Müftülük bu sorunu çözmek için ya yurtdışına öğrenci göndermekle ya da kısa süreli hizmet içi eğitim vermekle yetinmektedir. İmamlarla ilgili diğer önemli bir sorun da, imamların atanmasında izlenen usul konusudur. Zira imamların atanmasında belli bir ölçüt bulunmamaktadır. İmamları müftülük atamamakta, sadece cemaat tarafından seçilen imamları tanımaktadır. İmamlar müftülükten ya da devletten her hangi bir maaş alamadıkları gibi, onların her hangi bir sosyal güvenceleri de yoktur. Ya gönüllülük esasına göre çalışmaktadırlar ya da gelirlerini cemaat ödemektedir. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen, Kırgız halkının eğitim, kültür, ibadet ve ahlak yönünden bilgilenmesinde cami ve mescitlerin büyük önemi vardır. Cami ve mescitlerde iki türlü eğitimden bahsedilebilir. Bunlardan birincisi, “moldo” adıyla bilinen din adamlarının başına topladığı öğrencilere belli bir programa bağlı kalmadan, daha çok kendi bildiklerini öğretmeye çalışması şeklindeki eğitimdir. Bu moldoların bazıları Arap ülkelerinde veya Pakistan’da belli bir eğitim görmüş olsalar bile çoğunluk, doğru dürüst bir eğitimden yoksundur ve bu nedenle Kur’an’ı bile doğru bir şekilde okuyamamaktadırlar. Ayrıca bunların pedagojik ve dini bilgileri de oldukça az ve eğitim tecrübeleri de yetersizdir. Cami ve mescitlerdeki ikinci eğitim şekli ise, hutbe ve vaazlar yoluyla yapılan eğitim şeklidir. Ancak Kırgızistan’da hutbe usulüyle etkili bir din eğitiminin yapıldığını söylemek oldukça güçtür. Nedeni ise, hutbenin veriliş şekli buna imkân tanımamaktadır. Zira ülkede neredeyse çoğu camilerde hutbeler tamamen Arapça okunduğu için, imam ile cemaat arasında etkili bir iletişim kurulamamaktadır. Oysa vaaz ve hutbenin Cuma namazı içindeki yeri ve halkın din eğitimi ve sosyalleşmesi açısından oldukça önemlidir. İşte bu makalede önce, Ülkedeki din özgürlü konusundaki gelişmeler, daha sonra tüm camilerin kendisine bağlı olan Muftiyat ve Muftiyat’ın onayladığı camilerin kaydını yapan “Din İşleri Devlet Komisyonu” hakkında bilgi verilecek, en sonunda da ülkedeki cami ve cami cemaatle ilgili bilgilere değinilecektir.
Alternatif Dilde Özet: Kyrgyz people lived under the control of Soviet Union for about 70 years. During this time, they were forbidden to practice any kinds of religious duties. Their religious schools and mosques were closed or used for other aims rather than religious needs. In short, all kinds of religious freedom and practices were forbidden strictly. The aim was to bring up an atheistic people during the days of Soviet Union. However, when Kyrgyz people won their independence and established a new country, all kinds of restrictions in terms of religion were abrogated and people began to establish their religious schools and mosques. While during the first years of independency of the country in 1991, there were only 39 mosques, as of 2018 there are nearly 3,000 mosques in the country. In addition to the increase of mosques, the number of people going to mosques also increases day by day. This article examines mainly the development of religious freedom in terms of legal aspect from the beginning of the establishment of the country to our time; the legal statues, functions, and duties of State Commission for Religious Affairs and Religious Office of Kyrgyzstan Muslims, and as common religious educational places mosques, religious activities done at mosques, the factors effecting these activities negatively. Summary: Kyrgyz Turks are one of the most ancient tribes in Central Asia. Although there are various views and knowledge about the religious life and the process of Islamization of them in various sources, there is no doubt that one of the most important elements which shapes Kyrgyz culture and social life is Islam. Even though they continued the activities of Islamic education and training under the rule of many nations thorough the history, all activities of religious education were tried to be forgotten and religion was removed from daily life under the Soviet communist regime. However, with the establishment of the Republic of Kyrgyz based on the secular and democratic bases on 31 August 1991, Muslim people showed a great effort and endeavor to open some institutions where they could live their religion, perform their religious duties, and teach religious and moral values for people. After the declaration of independence, with the enacting of “Freedom of Faith and Religious Institutions” on 16 December 1991 which was one of the first enacting laws, very important developments happened in terms of both formal and informal education. Some knowledge concerning Islam is given in some culture courses and “Religious Office of Kyrgyzstan Muslims” was created for meeting all kinds of religious needs of Muslims in the country in 1993. With the establishment of the “State Commission for Religious Affairs” in 1996, some new legal regulations were made. Thus the state’s policy about religious education and teaching gained a new dimension. During this process, the state faced some problems concerning developments in religious education. Although some of these problems have been solved legally, there are still many problems about religious education today. Since the independency until now, there have been many researches as articles, books, master theses and doctorate dissertations about various fields of religious education, religion-state relations, religious institutions, course books and their curriculums. However, a great majority of these studies belong to religion-state relations and the field of formal religious education. There aren’t any academic studies or research about mosques and imams that concern the great majority of the country population. In fact, from the point of religious education, common or informal religious education is as extremely important as formal religious education. For the mosques that are one of the most important institutions of common religious education are spread to the most remote corner of the country and serve for all people of different ages for the whole year. The effects of common religious education increase day by day. While there were just 33 mosques in 1933, there were 39 mosques in the independency year of 1991, as of 2018 this number has risen to 2830. Relating the imams who work at mosques, it is not possible to speak about a systematic structure. Since imams are generally graduated from madrasas, their educational levels are very low. As they have not enough financial support and highly educated teachers, they cannot give good education to their students and cannot adopt themselves to the modern educational levels in teaching religious issues. In order to solve this problem, Muftiyat either sends students to abroad or gives in service trainings for imams. Another important problem in relation to imams is the way of assignment. There is no criterion for assignment of imams. They are not designated by the Muftiyat, but it just legitimizes those imams who are chosen by congregation. Imams receive neither any salary from the Muftiyat, nor they have any social assurance. They work either voluntary or their incomes are paid by people. Although all of these negative conditions, mosques and imams have a great importance on Kyrgyz people’s education, culture, worship, and moral teaching. It can be said that there are two kinds of education at mosques and masjids. One of these is “moldos”, some men of religion who gather students and give some religious knowledge without following any curriculum. Although some of them take education from some Arabic countries or Pakistan, their educational level is very low and cannot recite even the Qur’an correctly. In addition, they have very little knowledge about pedagogy and religious themes, and they have not enough educational experience. The second type of education at mosques and masjids is carried out through Friday sermons and preaching. However, this is not an effective way in giving religious education. Because the way in which the Friday sermon is given is not appropriate as a good teaching method. As the sermons are done in Arabic, there is no effective communication between the imam and the congregation. However, Friday sermons and preaching are very important for people’s religious education and socialization. This article firstly deals with the developments in religion in the times of freedom of the country, secondly, it examines the institution of Muftiyat to which all mosques are adhered and “State Commission for Religious Affairs” that register the mosques which the Muftiyat approves, and lastly gives information about mosques and their congregations in the country.

PDF Formatında İndir

Download PDF