EYLEMSİZLİK VE ANTİ KAHRAMANLARIN DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜ ÜZERİNE

2020 Humanitas - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi Cilt 2014/2-legacy-4382, Sayı 4

İngilizce öz

Öz: Anti kahraman teriminin, edebiyat eleştirisinde kullanlmas ve
yaygnlaşmas görece olarak yeni olsa da, anti kahramanlar hem
edebiyatta hem de gerçek hayatta uzun zamandr varlklarn
sürdürüyorlar. “Geleneksel kahramann antitezi olan başkişi” şeklinde
tanmlanabilecek anti kahramanlar, kendi içlerinde de pek çok kategoriye
ayrlr ve birbirinden farkl nitelikler taşr. Bu makalede eylemsizlikle
karakterize olmuş anti kahramanlar ve bunlarn dönüştürücü gücü ele
alnmaktadr. Toplumca kabul görmüş üstün niteliklere sahip
kahramanlarn karşt özelliklerle donanmş, genellikle yalnz, başarsz ve
toplum onayn alamamş bu karakterlere ilişkin eleştirel ilgi, genellikle
içinden geldikleri edebiyatn mahkûm edilmesi şeklinde olmuştur.
Özellikle Türkiye’de, 70’li yllarda, Marksist eleştirinin hakimiyeti
altndaki eleştiri dünyasnda, anti kahramanlar, bireycilikle, kendine
dönük olmayla, hatta politik sonuçlar açsndan gericilikle itham
edilmişler; bu tür edebiyat bir “bunalm edebiyat” olarak görülmüştü.
Anti kahramanlar ve onlarn içine doğduğu edebiyat acaba gerçekten
sadece bireyci olarak addedilebilir mi? Bir yazar, topluma ilişkin gözlem
ve eleştirilerini, onun kysnda kalan bir karakter üzerinden vererek
etkileyiciliğini arttryor olabilir mi? Kahramanlarn yol göstericiliğine
karş acaba anti kahramanlar da kendi meşreplerince toplumu
dönüştürüyor olabilirler mi? Bu bağlamda edebiyat eseri ve okur arasnda
ne tür bir ilişki vardr? Bu makale, bu sorulara cevap niteliğindeki
tartşmalardan oluşuyor. Türk ve Dünya Edebiyat’ndan örneklerle,
eylemsizliği tercih eden anti kahramanlarn eylemsizlikle onlar
çevreleyen sistemi sarsmalar tartşlyor.